Ben ütopyaları severim ama...

-
Aa
+
a
a
a

“Dur sana Reiki yollayayım iyileşirsin...”

 

“Ben size hafta bir gün telefon edeceğim, özel bir şey konuşmanıza gerek yok, yalnızca bir kaç dakika konuşalım yeter, sizin o pozitif enerjiniz bize geçsin istiyoruz...”

 

“Savaş mı? Normaaaaal, bunun olacağını biz biliyorduk zaten, evrenden gelen bilgilerde bunların hepsi vaaaar... Sen şaşarsın tabii, çünkü senin kanalların açık değil. Daha o olgunluğa varmadın ki...”

 

“Aaaa, bacağın mı ağrıyor? Normaaaal, bütün Kova burcundan olanların dolaşım bozukluğu vardır, hem de özellikle bacaklarında. Ben söylemiyorum bunu, kitap yazıyor, adam araştırmış yazmış, yalan söyleyecek hali yok ya...”

 

 

“Senin bacağındaki ağrının nedeni belli, yürümek istemiyorsun, yani ‘mecazi’ olarak, o işe başlamak için yürümen, hareket etmen lâzım, sen hep geri duruyorsun, bu ağrı onun vücuttaki ifadesi, yoksa neden ağrısın ki... Bak sen kır bu düşünceni, işine başla, o zaman hiç bir şeyin kalmayacak...”

 

“Kalp krizi mi? Yok canım, çok ciddi birşey değil o, adam işini kaybedince ne kaybediyor? Gücünü kaybediyor, işte o yüzden oluyor kalp krizi, bunun bilincine vardın mı, ne kriz olur ne de birşey....”

 

“İstanbul’un Feng Şui’si bozukmuş şekerim, onun için uzmanlar diyorlar ki, sık sık seyahate gitmeniz ve bu şehrin negatif enerjisini üzerinizden temizlemeniz gerekli, yoksa yaşanmıyor vallahi burada...”

 

...diye, bu söylemleri uzatmak mümkün.

 

Bundan on yıl kadar öncesinde Türkiye’de yaşadığım dönemde, “tarikat modası” vardı, hemen hemen varlıklı ve işi gücü olmayan pek çok kişinin (çoğunlukla kadın) inandığı, hatta taptığı bir şeyhi, ve devam edip “eğitildiği” bir tarikatı vardı. 

 

Sonra bu işin suyu çıktı, tarikatların bir kısmı mankenlere falan sarınca, ortalık duman oldu, hapse girenler, gazetelerde rezil olanlar falan filan... Şimdi yok mu, elbette var, ama artık moda değil...

 

Şimdi moda “enerji” ! Yani olumlu enerji yüklü insanların, kanalları açık insanların devri şimdi.

 

Gaipten bilgiye gerek yok

 

Onlar çeşitli yayınlardan elde ettikleri doğru-yanlış bilgilerle evrenden bilgi alıyorlar ve bu bilgileri de insanlara, ama yalnızca hazır olan, bu bilgiyi kapmaya, özümsemeye hazır olan insanlara aktarıyorlar..  Şimdi de moda bu..

 

Ben hiç bir modaya karşı değilim, hatta modanın insan yaşamını renklendiren ve insanları sosyal toplumda birleştiren etkisi olduğunu her zaman savunurum. Ama gel gelelim, bu tür, yukarıda sözünü ettiğim gibi modaların gerçekle olan bağlantısı çok zayıf..

 

ABD, Irak petrollerini ele geçirmek istiyor, çünkü Suudi petrollerine olan bağımlılığını azaltmak istiyor.

 

Dünyanın efendisi olmaya karar vermiş. Öte yandan ekonomisi de hayli kötü gittiği için, iç kamu oyunun ilgisini de başka yöne çekmeyi deniyor.

 

Buna karşılık Türkiye, borçlu olduğu ABD’nin karşısında ister istemez el pençe divan... Fransa, Almanya ve Rusya da “savaşa hayır” diye oynuyorlar. Oysa ölecek olan insanlar hiç birisinin umurunda değil.

 

Rusya ve Fransa’nın Irak petrollerinde doğrudan çıkarları var, orada yatırımları var, bunların hiç birisini de ABD ile paylaşmak ve görüşmek bile istemiyorlar, Almanya ise, İkinci Dünya Savaşından bu yana ilk kez bu kadar kötü giden ekonomisini, savaşa yatırım yaparak daha da kötüleştirmek istemediği gibi, alacaklı olduğu Rusya’nın da böyle bir maceraya girmesini istemiyor.

 

Yani evrenin derinliklerinden gelen bir haber falan yok Irak krizinde, 2 x 2 = 4 gibi tam bir denklem, tam bir ekonomik çıkar ve paylaşım söz konusu.

 

Bunu bugün görmeyenler, ölümden sonra ulaşacaklarına inandıkları yeni yaşamlarındaki “amazon.com”dan dünyanın bugünlerini anlatan bir tarih kitabı istemek durumunda kalacaklar bu gidişle..

 

Ya da daha ileri ve farklı bir teknolojinin olduğu yeni yaşam planetlerinden dünyanın köhne internetine girmenin yolunu bulmak zorunda kalacaklar.

 

Bir de bu enerjileri ile insanlara olmadık yararlar sağlayanların savunduğu beyinden – beyine haberleşme sistemi ile de bu bilgilere ulaşmaları olası tabii...

 

Yoksa gerçeği hiç bir zaman öğrenemeyecekler.

 

Adam, Feng Şui’si bozuk İstanbul’u bırakın, Muş’ta, Van’da, Tunceli’nde yaşıyor. Tatile çıkmanın ne demek olduğunu bilmiyor, otobüs garından bir tek oğlunu askere göndermiş, o kadar.. “Akşam eve ekmeği nasıl götürürüm,” onu düşünüyor.. Acaba, bu amcaya biz Reiki göndersek kendine gelir, dünyası güllenir, sofrası şenlenir mi?

 

Uzak Doğu’nun merhemi olsa...

 

Ülkesinin yetiştirdiği en önemli uzay bilimcilerden birisi olan İsrailli astronot ve diğer 6 arkadaşı kadar evrenin derinliklerini keşfetmiş kaç kişi var dünyada yaşamakta olan. Onlar, bunca zahmetle elde ettikleri bilgileri dünyaya getirmeden ölecek, yok olacak ve aslında bir urbadan başka birşey olmayan vücutlarından sıyrılıp, uhrevi dünyalarına gidecek kadar mı sorumsuzdular? Boş verin bunları... Onlar düpedüz, teknolojik bir hatanın kurbanı olup, ölüp gittiler işte...

 

Halepçe’de, Saddam’ın kimyasal deneyleri sonucu ölen çocukların duvar dibindeki kaskatı vücutlarının fotoğrafları halâ gözümün önündedir.

 Feng Şui haritalı bir tabak, gizemli göründüğü kadar dekoratif de

Kıbrıs’ta 74 harekâtı öncesinde katledilmiş çocukların toplu mezarlarını her gün özenle sulayan ve nasıl olmuşsa olmuş hayatta kalan babalarını siz gördünüz mü? Ben gördüm! Bu adama hangi enerji ya da Reiki ile yardım edilebiliyorsa hiç durmayın, çıkın o sıcak odanızdan ve doğru Magosa yolundaki toplu mezarların oraya gidin... Adamın ihtiyacı var, gözlerimle gördüm ben...

 

Bir de tabii benim şu bankacı meselesi var.. Yani her şeyi bu kadar basit, olumlu enerjilerle falan becerebiliyorsanız, dünyada böyle bir şey varsa, bunun yolunu yöntemini ya öğretin bana, ya da benim banka hesabını vereyim, oraya da, kısa da olsa, az da olsa bir Reiki falan gönderiverin de hesap kendine gelsin, ben de burada telâşlanmayayım..

 

Bakıyorum da, tüm “moda” olan yeni eğilimler hep Uzak Doğu felsefelerinin etkisi altında. Yani Batının Hıristiyanizmi, Orta Doğu’nun Yahudi ve İslâm söylemlerinin modası geçmiş, başka söylemler aranıyor şimdi batıda, alternatif inançlar, korunma mekanizmaları.. Hepsi birebir işe yarayan sistemler olarak sunuluyorsa da, geldikleri yerlere baktığımız zaman, Çin’e, Hindistan’a, Sri Lanka’ya, Tayland’a baktığımız zaman durum hiç de iç açıcı değil.. Bu bilgilerin ürediği topraklara yaramaması kadar anlayamadığım bir şey yok benim.

 

Ama bu Feng Şui işe yarıyorsa, dedikleri gibi Hong Kong’un imarı tümüyle bu bilgiyle gerçekleşmişse, o zaman Çin’den korkun derim, sarı tehlike Hong Kong’u da aldıktan sonra iyice öğrenmiştir şimdi Feng Şui’yi ve herşeyi ona göre düzenleyip, düzeltip, booom, bir pozitif enerji parlaması ile dünyada atom bombası etkisi yapamasın sakın!...

 

Bizim zavallı Afrikalılar... Her gün televizyon ekranlarına gelen, fotoğrafçıların “en birinci” konu mankeni, aç Afrikalı çocuklar... Bunlara yardım edecek, bunları bu sıkıntıdan kurtarabilecek, evrenin derinliklerinden gelme bir bilgi de mi yok?

 

Dedim ya, ben ütopyaları severim, ama...